COVID19 Çalışanlar için, gözden geçirme ve öneriler

2019 yılının sonlarında ilk olarak Çin’de tanımlanan ve şiddetli solunum yetmezliğine varan sonuçlara yol açtığı anlaşılan bir hastalık önceleri yeni bir coronavirüs nedeniyle olduğu düşünerek “Yeni tip Koronavirüs hastalığı (N-Cov)” olarak adlandırıldı. Kısa zamanda daha önceden bilinen Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) benzerliği nedeni ile etken SARS Cov-2, hastalık da “COVID19/ Koronavirüs hastalığı 2019” olarak güncellendi. Önceleri sadece Çin ve Güneydoğu Asya’da etkili olması beklenen hastalık kısa zamanda tüm dünyayı etkisi altına aldı. Mart 2020 ye kadar salgının merkezi hala başlangıç kıtası ilen önce Avrupa sonra da Amerika salgının merkezi olarak anılmaya neden olacak kadar yüksek sayıda hastaya ev sahipliği yaptı.

Covid19 Hastaların Bölgesel Dağılımı
Hastaların Bölgesel Dağılımı
Kaynak: WHO Coronavirus Disease (COVID-19) Dashboard, https://covid19.who.int/ 3.12.2020

Kıtalar aşacak kadar büyük bir salgın olması nedeni ile pandemi olduğu kabul edilen hastalık; tarihteki diğer örnekleri gibi tüm dünyada sağlık, sosyokültürel ve ekonomik krize neden oldu.

Salgın halen 65 milyonu bulan vaka ve 1,5 milyona ulaşan ölüm sayısı ile tüm dünyada gündemin ilk sırasındaki yerini korumaktadır. Türkiye; erkenden aldığı, uluslararası sınırların kapatılması, seyahat kısıtlamaları, kapanma vb. tedbirlerle salgının başında nispeten az sayıda vakaya sahipken Aralık 2020 başından itibaren günlük 30 bini aşkın yeni vaka sayısı ile dünyada en çok sayıda günlük yeni vakaya sahip ülkelerin arasında anılmaya başlamıştır. Türkiye’de toplam ölüm sayısı 15 bine yakın, hasta sayısı ise 500 binin üzerindedir. (Türkiye Covıd-19 Hasta Tablosu, 3 Aralık 2020, https://covid19.saglik.gov.tr/ )

Koronavirüs

Coronavirüsler (CoV), soğuk algınlığı gibi toplumda yaygın görülen, kendi kendini sınırlayan hafif enfeksiyon tablolarından, Orta Doğu Solunum Sendromu (Middle East Respiratory Syndrome, MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) gibi daha ciddi enfeksiyon tablolarına neden olabilen büyük bir virüs ailesidir. Çoğunlukla hafif üst solunum yolları enfeksiyonlarına neden olması ile bilinmektedir. 2003 yılından itibaren Çin’de SARS, 2012 yılından itibaren de Suudi Arabistan’da MERS salgınları ile akciğer ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlarla anılmaya başlanmıştır. Şu ana kadar SARS %10 ölüm oranı ile 8373 vaka, 774 ölüme; MERS %36 ölüm oranı ile 1791 vaka, 640 ölüme neden olmuştur.

COVID19 Meslek Hastalığıdır!

COVID19 & SARS-Cov-2

SARS-CoV-2’nin ilk kaynağı hala araştırılmaktadır. Mevcut tüm kanıtlar, Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarında satılan vahşi hayvanları işaret etmektedir. Ancak insandan insana bulaş özelliği kazanması nedeniyle artık kaynak, şikayeti olan/olmayan COVID19 pozitif kişilerdir.

Covid-19 bulaş yolları Kaynak: Combating SARS-CoV-2 8
Covid-19 bulaş yolları Kaynak: Combating SARS-CoV-2 8

Hastalık esas olarak damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Ayrıca hasta veya şikayeti olmayan taşıyıcı bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesinden sonra ellerini ağız, burun veya gözlerine dokundurması ile dolaylı olarak da bulaştığı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar, standart temizleme prosedürleri ve önlemlerinin uygulanması şartıyla, dolaylı bulaşın gerçek yaşam koşullarında düşünülenden daha az olduğunu göstermiştir.

COVID19 Semptomları

Tamamen şikâyetsiz durumlardan ciddi solunum yetmezliği gibi korkutucu sonuçlara kadar geniş tablolara neden olabilen hastalık; yaklaşık 5 (en az 2- en çok 14 gün) günlük ortalama inkübasyon (kuluçka) süresinden sonra kuru öksürük, düşük dereceli ateş (38-39 oC), koku ve tat azalması ile başlar. Hastalığın orta/ciddi hallerinde akciğerler tutulumu olur. Akciğer tutulumu olduğu durumlarda oksijen desteğine ve daha ileri hallerinde solunum cihazı desteğine ihtiyaç olabilir. Daha ileri durumlarda bağışıklık sisteminin kontrolsüz çalışması “sitokin fırtınası” denilen aşırı tepkilere neden olur. Çoğu durumda şikâyetler hafif ve orta seviyede olduğu için hastalar bir hafta içerisinde evde iyileşir. Şikâyetler ne kadar uzun sürerse hastaneye yatış, yoğun bakım ve ventilasyon (yardımlı solunum cihazı) ihtiyacı o kadar artmaktadır. Özellikle ilave sağlık sorunu olan yaşlı hastalarda hastalığın seyri öngörülememektedir. Hiç şikâyeti olmayan vakaların oranının %17-51 arasında olabileceğine yönelik iddialar bulunmaktadır. En yüksek bulaştırıcılığın, şikâyetlerin başlamasından önceki günlerde olduğuna dair yayınlar, nasıl bu kadar hızlı yayıldığına dair fikir vermektedir.

COVID19 ve benzer şikâyetlere neden olan sebepler
COVID19 ve benzer şikâyetlere neden olan sebepler

Şikâyetler başlangıçta diğer virüs kaynaklı üst solunum yolları enfeksiyonları ile benzerlik göstermektedir. Bu durum grip, alerji ve benzeyen diğer tıbbi durumlardan ayırt edilmesinde sıklıkla tedirginliğe neden olmaktadır. Kolay ayırt etme imkanının olmaması nedeniyle ilk andan itibaren yoğun bir şekilde tanıya yönelik test ihtiyacı ve talebi ortaya çıkmıştır.

COVID19 Testleri

Hastalık etkeninin doğru tanımlanabilmesi için çeşitli testler kullanılmaktadır. Virüsün genetik yapısının tespitine yönelik bir test olan PCR (Polymerase Chain Reaction) testinin yanı sıra vücutta virüse karşı oluşan cevabı tespit etmeye çalışan antikor testleri bulunmaktadır. Çabuk oluşan cevap için farklı (IgM), daha geç oluşan cevap için farklı (IgG) antikor molekülleri üretildiğinden yapılan antikor testlerinin sonucu da farklı anlamlar ifade etmektedir. Salgın süresince sağlık tesislerine başvuran hastaların yanı sıra toplumda yürütülen geniş çaplı sağlık hizmetleri de bu testlerin değerlendirilmesi ile yürütülmektedir.

COVID19 tanı testleri ve faydalı olabileceği dönemler
COVID19 tanı testleri ve faydalı olabileceği dönemler

Testlerin hastalık etkeni ile karşılaştıktan sonra farklı zaman dilimlerinde anlamlı sonuçlar vermesine rağmen; salgının yarattığı tedirginlik, salgın nedeni ile kapanan işyerlerinin yeniden açılması ve işyerinde bulaş ihtimali vb. nedenlerle, sağlık hizmetinin parçası olmayan test talebi ortaya çıkmıştır. En erken tespit ve tanımlamaya izin veren PCR testi bile sahip olduğu kısıtlamalar nedeni ile yanıltıcı sonuçlar verebilmektedir. Örneğin alındığı alanda viral RNA bulunmaması veya bulunan RNA parçacığının bulaş yapmayacak vasıfta olması gibi durumlar testten beklenen faydayı azaltan durumlardan bazılarıdır.

Antikor testlerinin faydalı olabilmesi için geçmesi gereken sürenin daha uzun olması ise erken dönemde faydalanılmasını engellemektedir. Çalışanların giriş çıkışının kısıtlanabileceği, uzun süreli konaklama ve izolasyonun mümkün olduğu iş kollarında ve alanlarda test yapılarak sadece sağlıklı kişilerin işyerine alınması mümkün olsa da, bu durumda da işyerinin şartları göz önünde bulundurularak etkili bir karantina ve lojistik kontrol önlemleri ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu ve benzeri nedenlerle, iş yerleri için test ihtiyacı, hastalıktan korunmak için alınması gereken önlemlerden sonra gelmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Salgın süresince ulusal sağlık otoriteleri tarafından çeşitli tedavi yöntemleri önerilmiştir. Virüsün çoğalmasını engellemek amacı ile başka viral enfeksiyonlarda faydası bilinen çeşitli ilaçlar kullanılmışsa da ağır hastalarda temel olarak destek tedavisi uygulanmayadır. Hastalığı geçirenlerden elde edilen antikorları, sentetik monoklonal antikor tedavisi izlemiş, her ikisi de ümit verici tedavi yöntemi olarak de kamuoyunda yer almıştır. Halen pek çok alternatif tedavi yöntemi ile ilgili bilimsel çalışma devam etmektedir.

Tedaviye Destek Önerileri

Antioksidan etkinliğinin yüksek olduğu bilinen ürünlerle yapılan çalışmalar; D vitamini, C vitamini, N Asetil Sistein’in tedavi ve korunmada faydalı olabileceğini göstermektedir. Bu sonuçlar benzer antioksidanların besin takviyesi olarak kullanılmasına neden olmuştur. Kimi kamu otoriteleri de D-vitamini kullanılmasını önermektedir. Diyet ve bitkisel ürünlerin COVID-19 için bağışıklık sistemini düzenleyici etkinlikleri nedeni ile tamamlayıcı bir koruyucu tedavi olabileceğine dair çalışmalara her gün yenisi eklenmektedir.

COVID19’da güncel tedavi yaklaşımları
COVID19’da güncel tedavi yaklaşımları
Novel therapeutic approaches for treatment of COVID-19, June 2020, Journal of Molecular Medicine 98(417)

Hastalığın bu kadar hızlı yayılması ve etkili bir tedavi protokolünün olmayışı, doğal olarak aşı ihtiyacını doğurmuştur. Covid-19 ile birlikte olmaları halinde daha ağır seyretmesinden korkulması ve grip aşısının Covid-19’a karşı bir miktar koruyucu olabileceğini işaret eden çalışmalar nedeniyle 2020 yılının sonbahar aylarının başlaması ile birlikte, Zatüre (Pnömokok) ve grip (influenza) aşılarına yoğun bir talep olmuştur. Özellikle ölümcül seyretme şanssızlığına sahip olan kişilerde her iki aşı da önerilmektedir.

COVID19 Aşısı

Salgını bitirmesi için 50 den fazla COVID19 aşısının klinik, daha fazlasının da klinik öncesi denemeleri devam etmektedir. Aşıların bir kısmı enfeksiyona sebep olan virüsün zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek kullanıldığı geleneksel inaktif aşılardır. Bir diğer aşı grubu, gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin, başka bir virüs içine yerleştirilmesi ile hazırlanan rekombinat aşılardır. Her iki yöntem de uzun zamandır kullanılan yeterince tecrübe kazanılmış üretim prosesleridir. BU güne kadar bulaşıcı hastalıklara karşı aşı hazırlamak için kullanılmamış daha hızlı ve düşük maliyetli bir yöntemle COVID19 aşı geliştirme çalışmaları da yürütülmektedir.

Virüsün genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinin kritik bir kısmından nispeten yeni bir prosesle üretilen ilk mRNA aşı çalışmaları devam etmektedir. Tüm bu çalışmaların bilimsel titizlikle yapılmaması halinde aşının yapıldığı insanların hastalığı yaymaya devam etmesi riskinin hala mevcut olması kamuoyunu tedirgin etmektedir. Etkili bir aşının bulunması halinde bile tüm dünyanın ihtiyacını karşılayacak sayıda üretilmesinin ve bunların dağıtılmasın tartışmaları devam etmektedir. WHO her şey yolunda giderse en azından 2021 yılın ilk yarısını çok sınırlı dozların olduğu bir dönem olarak gördüğünü, bu dozların da zaten bazı ülkeler tarafından rezerve edildiğini söyleyerek 2022 yılının sonuna kadar mevcut durumun sürmesini beklediğini ifade etmiştir.

Türkiye için Aralık 2020 sonu itibari ile öncelikle sağlık çalışanları ve risk grubunda olan vatandaşlarla bir aşılama programına başlanacağı, ilk etapta inaktif aşı kullanılacağı, 50 milyon doz inaktif aşı ile 1 milyon doz mRNA aşısı siparişi verildiği Sağlık Bakanı tarafından açıklanmıştır.

COVID19’dan Korunma

Tüm bu gelişmeler aşılama aracılığı ile salgının sonlanmasına çok da yakın olmadığımızı düşündürmektedir. Bu nedenle salgından korunmak için alınması gereken önlemler önemini korumaya devam etmektedir.

Coronavirüsün esas olarak hasta veya şikâyeti olmayan taşıyıcı bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıkların doğrudan solunması veya dolaylı olarak bu damlacıkların bulunduğu yüzeylerden solunum yolu, göz ve sindirim yolu ile bulaştığı bilindiğinden, korunma önlemleri de bunu engellemeye yönelik olmuştur.

COVID19 önlemleri
Önlemlerin hiç biri tek başına tam koruma için yeterli olmasa da birlikte kullanıldığında etkilidir.

Salgının başından itibaren solunum yollarını etkili bir şekilde kapatacak maske, damlacıkların bir başkasına ulaşmasını engellemeye yetecek fiziksel mesafe, etkili havalandırma, izolasyon, dengeli beslenme, yüksek moral, cilt ve yüzey temizliği korunma önlemi olarak önerilmektedir. Önlemlerin hiç biri tek başına tam koruma için yeterli olmasa da birlikte kullanıldığında oldukça etkilidir.

Salgının başında bulaşmayı engelleyecek mesafenin ne kadar olduğu ile ilgili sağlık otoriteleri tarafından kesin olmayan mesafe önerileri olmuştur. Aslında bu mesafenin ne kadar olması gerektiği ile ilgili belirsizliğin nedeni geçmişte yapılan çalışmaların farklı durumları test etmesi ve farklı sonuçlara ulaşması ile ilişkilidir. Normal nefes alma ile hapşırma veya öksürme; alçak veya yüksek sesle konuşma sırasında damlacıkların farklı mesafelere ulaşabilmesi fiziksel mesafe önerilerinde de farklılıklara neden olmuştur. Her türlü tartışmaya rağmen fiziksel mesafe ihmal edilmemesi gereken korunma yöntemlerinin başında gelmektedir. Özel durumlarda 8 metreye ulaşabilen yayılım nedeniyle sosyal mesafe tek başına yeterli olmamakta, maske kullanılması zaruri olmaktadır.

Maske Kullanımı

Maske; bulaşmayı önlemek için önerilen koruyucu donanımların en önemlisidir. Standart cerrahi maskeler kullanılabileceği gibi uygun malzemeden kumaş maskeler de kullanılabilir. Sağlık otoriteleri maske evsafı ve taşıması gereken özelliklerle ilgili önerilerde bulunmaktadır. Maskeler ağız ve burunu tam olarak kavramalı, dokusu ve filtresi ile damlacıkların yayılmasına izin vermemelidir. Maskeler takılmadan önce ve sonra eller temizlenmeli, yüzde takılı maskelere dokunulmamalı, çıkardıktan sonra tıbbi atık veya maske atılması için planlanan noktalara atılmalıdır.

Maske çeşitleri. Kaynak: www.researchgate.net
Maske çeşitleri. Kaynak: www.researchgate.net

Günlük hayatta maske; konuşma, öksürme, hapşırma gibi yoğun damlacık yayan eylemler sırasında olabilecek bulaşmayı engellemek amacıyla kullanıldığından, tıbbi sınıflandırmaya sahip (N95/99, FPF3/2) maske kullanılması gerekmez. Cerrahi maskeler veya eşiti koruma sağlayan maskeler yeterlidir. Kumaş maskelerin kullanılması hakkındaki güvensizlik; sıkı dokunmuş, su geçirmez kumaşların birden fazla kat kullanılması ile yapılan ve ağız ve buruna sıkıca oturan maskelerin cerrahi maskelere yakın koruma sağlayabileceğinin gösterilmesi ile birlikte azalmıştır. Havalandırma valfi içeren maskeler sadece kullanan kişiyi koruduğundan toplum içinde kullanılmamalıdır. Şeffaf siperliklerin maske olmadan kullanılması korunma için yetersizdir.

El Temizliği & Eldiven

COVID19 dan korunmak için rutin eldiven kullanımı önerilmemektedir. Kirli olduğu düşünülen yüzeylerin temizliği sırasında ve hasta olduğu düşünülen kişilerle ilgilenilmesi gerektiği hallerde kullanılması önerilmektedir. Bu durumlarda kullanılan tek kullanımlık eldivenler çıkartıldıktan sonra tekrar kullanılmamalı, dış yüzeyine temas etmeden çıkartılarak sonrasında eller sabunla yıkanmalı ve uygun önlemler alınarak atılmalıdır. El temizliği eldiven kullanımından daha çok önerilmektedir. Dezenfektanların uzun süreli kullanımında cilt kuruluğu ve cilt bariyer bozukluğuna neden olması nedeni ile cilt temizliği için öncelikle sabun tercih edilmelidir. El/cilt temizliğinde dezenfektan kullanımı, sabun kullanılmasının mümkün olmadığı hallerde önerilebilir.

Coronavirüse karşı; %60-80 alkol, %1-3 hidrojen peroksit ve peroksiasetik asit gibi peroksit temelli ürünler, %0,5-5 fenol bazlı ürünler; %1 Kuaterner amonyum bileşikleri, % 3-6 konsantrasyon aralığında sodyum hipoklorit içeren temizlik ürünlerinin etkili olduğu bilinmektedir. El ve cilt temizliği için uygun konsantrasyonda alkol içeren ürünler, yüzey temizliği için sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) dezenfeksiyon için ilk tercih edilebilecek ürünlerin başında gelmektedir.

Beslenme Önerileri

WHO (Dünya Sağlık Örgütü) salgın döneminde beslenme önerilerini; meyve, sebze, tam tahıllı ürünler, et ve süt içeren çeşitlendirilmiş gıdaların her gün tüketilmesi; sağlıklı sıvı yağ, deniz ürünleri ve beyaz et tercih edilmesi; tuz, şeker ve alkolün kısıtlanması ile bol su tüketilmesini içerecek şekilde yapmıştır.

Pandemi Ve Stres

Beslenmenin yanında ruh sağlığının da bağışıklığı destekleyen etkisi göz önünde bulundurulduğunda salgının yol açtığı finansal, sosyal ve zihinsel stresin olumsuz etkileri kaçınılmaz olmaktadır. Önceleri virüse yakalanma veya virüsten ağır hasta olmayı hafife alan insanlar zamanla kişisel riskleri konusunda daha endişeli hale gelmiştir. Üstelik COVID19 ‘un getirdiği kaygı, stres ve endişe gündüz saatleriyle sınırlı kalmayarak, salgından etkilenen insanlar uyku düzeni ve rüya üzerinde güçlü olumsuz etkiler de bildirmişlerdir.

Uzmanlar maske takmak, sosyal mesafeye dikkat etmek ve kişisel temizlik benzeri basit önlemlerin salgından korunmanın yanında ruh sağlığı sorunlarını iyileştirmek için zihinsel sağlıkla bağlantılı basit ama oldukça etkili uygulamalar olduğunu belirtmektedir.

İşyerlerinde COVID19

Salgın süresince topluma yol göstermesi gereken bilim adamları ve ülkelerin birbiri ile çelişen önerilerde bulunması, toplum üzerinde olduğu gibi çalışan ve işverenler arasında da zaman zaman farklı beklenti ve uygulamalara neden olmuştur. Bu nedenle salgın döneminde ortaya çıkan belirsizliği yönetmek için bir kurul oluşturulması önerilir. Bunun için işyerlerinde bulunan iş sağlığı ve güvenliği kurulundan faydalanılabileceği gibi sadece salgın döneminde hızlı kararlar alabilecek; en azından çalışan temsilcisi, iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ile işveren vekilini içeren nispeten küçük bir kurul oluşturulabilir. Bu kurulun en önemli işlevi, pek çok konuda belirsizlik içeren salgın dönemi çalışma hayatının planlanmasında çalışan beklentilerinin göz önünde bulundurulmasını sağlamak olacaktır. Bu kurulun belirli aralıklarla; salgın döneminde işyerinde alınması gereken ve alınan önlemler, değişen durumların çalışanlar üzerindeki etkileri, çalışanların işyeri politika değişiklikleri (üretim, personel, kaynak yönetimi) ile ilgili talepleri konusunda değerlendirmeler yapması ve sonucunu tüm işyeri ile paylaşması faydalı olacaktır.

İşletmelerin salgın döneminde COVID-19 risklerini değerlendirme ve yönetme konusunda zorlanmasının en büyük nedeni hâlihazırda kullanılan risk değerlendirme prosedürlerinin bulaşıcı hastalıkların kontrolünde yetersiz kalması olmuştur. Bu nedenle işyerlerinde yapılması gereken risk analizlerinin, acil durum planlarının ve çalışma esaslarının salgının getirdiği yeni riskleri de içerecek şekilde güncellenmesi gerekmektedir.44

Benzer güncellemelerin ilk yardım eğitimi ve uygulamalarında da yapılması, salgının etkileri nedeniyle ortaya çıkabilecek sağlık sorunları ve hukuki anlaşmazlıkların engellenmesi için gereklidir. Oldukça bulaşıcı bir hastalık etkeni olan SARS-COV-2 varlığının söz konusu olduğu salgın döneminde işverenler ilk yardım uygulamalarının çalışanlar için ilave bir risk oluşturmadığından emin olmalıdır. Bunun için ilave riskler hakkında tüm çalışanlar yeterince bilgilendirilmeli, Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) doğru kullanılması için gerekli eğitimler verilmeli ve işyerinde ilkyardım uygulamaları ile ilgili düzenlemeler gözden geçirilerek salgının yaratacağı ilave riskleri ve ileride çıkması muhtemel istenmeyen yasal sorumlulukları ortadan kaldıracak önlemlerin alındığından emin olunmalıdır.

İşyerlerinde Alınması Gereken Tedbirler

İşyerlerinde alınması gereken önlemler hakkında kamu otoritelerince rehberler yayınlanmıştır. Sağlık bakanlığı tarafından yayınlanan COVID19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi ilgili bakanlıklarca yayınlanan genelgelerde işyerleri için bağlayıcılığı olan pek çok hüküm içermektedir. Düzenli olarak güncellenen rehberde iş kollarına göre çalışanlar ve ziyaretçiler için detaylı önlemeler bulunmaktadır. Rehberde, salgın ile ilgili işyerinde alınması gereken önlemler ve otorite ile koordinasyon görevi bulunan salgın sorumlusu personel tanımlanmıştır. Söz konusu personelin belirlenerek gerekli eğitimi alması sağlanmalıdır.

Salgın döneminde çalışan ve ziyaretçiler için maske kullanılması, ateş takibi, ziyaretçi kısıtlaması, iş yerinde yeme içme faaliyetlerinin mümkün olduğunca kısıtlanması, asansör merdiven vb. ortak alanlarda sosyal mesafeye imkân tanıyacak düzenlemeler yapılması, temaslı yapılması geren işlemlerin temassız hale dönüştürülmesi, toplantı vb faaliyetlerin uzaktan icra edilmesi, yüz yüze yapılması zaruri olan faaliyetlerin kısa süreli ve az sayıda personelle sosyal mesafe göz önünde bulundurularak icra edilmesi, araç kullanılması gereken hallerde sosyal mesafenin korunmasına imkân tanıyacak sayıda yolcu planlanması, şikâyeti olan personelin evde kalarak sağlıklı olduğu kesinleşmeden iş yerine gelmemesi, işyerinde COVID19 hastası personel olduğu hallerde işyeri içerisinde temaslı takibi ve filyasyon yapılması ilk akla gelen iş yeri önlemleridir. Kamu otoritelerinin önerdiği önlemlerin taviz vermeden uygulanması önerilmektedir.

Ateş ölçümü, COVID19 enfeksiyonu için ayırt edici bir test olmasa da doğru uygulandığında iyi bir tarama uygulamasıdır. Ölçüm için kullanılan cihazların teknik özellikleri göz önünde bulundurulmalı, yoğun ölçüm yapılası gerektirecek durumlarda uygun teknik kabiliyeti olan cihazlar tercih edilmelidir.

HES Kodu ve Toplu Sorgulama

Sağlık Bakanlığı tarafından HES (Hayat Eve Sığar) kodu uygulaması geliştirilmiştir. Söz konusu uygulama çalışan ve ziyaretçiler dâhil işyerine giren herkes için kullanılmalıdır. Çalışanlar ve düzenli ziyaretçilerden süresiz/uzun süreli kod talep edilerek sürekli kontrol sağlanmalıdır. Kodların sorgulama işleminin e-devlet üzerinden yapılması, KVKK (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) madde 6-(3) “ Sağlık… ilişkin kişisel veriler… kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, … Hizmetlerinin yürütülmesi … amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.” işyerlerini ilave veri işleme sorumlulukları hariç yasal olarak güvence altına almaktadır.

İşyerlerinde etkili bir temizlik ve havalandırma programı hazırlanmalıdır. Daha sık temizlik ve havalandırma yapılmasına izin verecek bir çalışma programı hazırlanması önerilir. Temizlik malzemesi tercihince COVID19 / SARS-Cov2 ye karşı etkili olduğu bilinen ürünler tercih edilmelidir. %3 oranında sulandırılmış çamaşır suyu genel yüzey temizliği için etkilidir.

Mümkün olduğunca işyerlerinde doğal havalandırma tercih edilmelidir. Şu ana kadar edindiğimiz tecrübe tek salonda kullanılan kapalı devre iklimlendirme sistemlerinin kapalı ortamda bulaşmayı arttırabileceği yönündedir. Özellikle maske ile bulunmanın zor olduğu yemekhane vb. ortamlarda açık havada oturma imkânı yaratılmalı mümkün olmadığı hallerde doğal havalandırma tercih edilmeli, bağırarak konuşma ihtiyacını azaltmak için müzik yayınından kaçınılmalı, masa ve sandalyeler sosyal mesafeye izin verecek şekilde seyreltilmeli, kapalı devre havalandırma kullanılmamalı, aerosolleri dağılmadan ortamdan uzaklaştıracak havalandırma yöntemleri tercih edilmelidir.

Temaslı ve Hasta Takibi

Çalışanların COVID19 hastası olduklarını öğrendiklerinde uygulamaları gereken işlemler önceden belirlenerek personele ihtiyaç duyduklarında kolay ulaşabilecekleri ve o zaman kadar saklayabilecekleri bir şekilde bildirilmelidir. Sağlık Bakanlığı pozitif personelin izolasyon ve çalışma esasları ile ilgili “Temaslı Takibi, Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon” rehberi yayınlamıştır. Söz konusu rehber düzenli olarak güncellenmektedir. Son güncellemeye göre hastalığı hastaneye yatmadan geçiren personel 8 gün, temaslı personel 10 gün sonra gerekli önlemleri alarak işyerine dönebilmektedir. Salgın döneminde işyerinden uzak kalmasını gerektirecek sağlık sorunu olan çalışan, işe dönüşünde işyeri hekiminin tıbbi görüşü alındıktan sonra çalıştırılmalıdır. Temaslı ve hasta takibi sorumluluğu sağlık bakanlığında olmasına rağmen işin yürütüm şartlarını ve işyerini en iyi işveren ve işyeri hekimi bildiği için pozitif çalışan olduğu öğrenildiği zaman personelin temaslı listesi hazırlanarak il sağlık müdürlüğü ile paylaşılmalı ve önerilerine uygun hareket edilmelidir.

İşyerindeki personel sayısını azaltmak birden fazla şekilde faydalı olacaktır. İşyerinde sosyal mesafenin arttırılmasını sağlayacak, işe ulaşım sırasında olması muhtemel teması engelleyecek, personelin sağlığı ile ilgili duyduğu kaygıyı azaltacak her şeyden önce toplumsal kaygının azalmasına faydalı olacaktır. Bunu sağlamak için uzaktan çalışma uygulamasını desteklemek, işyerinde bulunması gereken çalışanları gruplara ayırarak işyerine davet etmek etkili bir çözüm yolu olabilir.

Salgın endişe ve belirsizliğe neden olmaya devam ederken, çalışanların ruh sağlığı ihtiyaçlarına öncelik vermek uzun süre önemini koruyacak gibi görünmektedir. Bunu sağlamak için çalışanları; maske takmak, kişisel bakım, sosyal mesafe, el yıkama gibi faydalı olduğu bilinen başa çıkma teknikleri ile gerektiğinde psikolojik destek aramak, eğlenmek ve başkalarına yardım etmek gibi aktivitelere teşvik etmek faydalı olabilecek pratik önerilerdir. Salgın nedeniyle yapılacak düzenlemelerde çalışanların katkısının alınması, evden ve ofisten hibrit çalışmanın yeni bir uzun vadeli norm haline getirilmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Salgınla İlgili Güvenilir Kaynaklar

Salgınla ilgili çelişkili ve tutarsız haberlerin rahatsız edici sonuçlarını azaltmak için güvenilir kaynaklardan güncellemelerin takip edilmesi önemlidir. Ulusal ve uluslararası otoritelerin COVID19 ile ilgili güncel yayınları bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Sağlık Bakanlığı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aracılığı ile güncel bilgiler ve düzenlemeler takip edilmelidir. Güncellemelerin takibi için danışmanlık hizmeti alınması çalışan ve işveren tedirginliğini azaltmak için faydalı olacaktır.

COVID19 salgını, neden olduğu sağlık sorunlarının yanı sıra; siyaset, ekonomi, çalışma, eğitim ve diğer pek çok alanda değer yargılarında değişime yol açmıştır. İnsanlık tarihindeki diğer salgınlar gibi etkilerini bir süre daha devam ettirerek geleceğimizi şekillendirmeye devam etmesi beklenmetedir. Yeni normalin yaşamımıza getireceği değişiklikler her ne olursa olsun insanoğlunun önceki salgınlarda olduğu gibi buna da uyum sağlayacağından hiç kimsenin şüphesi yok. Ancak aşikâr olan bir konu var ki; değişim kaçınılmaz olacaktır.

Dr. İsmail Hakkı SERİN
Tıp Doktoru, İşyeri Hekimi, Aile Hekimi, Pandemi Danışmanı

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.