Pazartesi, Mayıs 25Üye Girişi Yapın, Reklamsız Kullanın!
Shadow

DOMATES BİBER PATLICAN

Sussunlar denmiş onlara. Susmuşlar. Bize de “Sustur” denecekmiş. Corona ile mücadele ve diğer hastalıklar için. Sustur derken “Neyi susturacağız?” denirse genlerimizi susturacağız.

2000’li yıllardan sonra Human Genom projesinin tamamlanması ile birlikte genetik çalışmalara yoğunlaşıldı. Çok yeni olan genlerle aşılama yöntemi üzerinde çalışılıyor. Daha çok gen susturma terapileri ile hedefe yönelik ilaç çalışmalarına odaklanıldı. Son zamanlarda da sitokin fırtınası üzerinde çalışılıyor. Covid’de ölümlerin en temel sebebi sitokin fırtınası dediğimiz bu durum ve bunun sonucunda ortaya çıkan nefes darlığı ve oksijenin yetmezliğini engellemek için bazı genlerin susturulması planlanıyor. Bu ilaç geliştirildiğinde hem aşının başarısız olacağı vakalarda, hem de aşılanmamış nüfusta Covid nedeniyle ortaya çıkabilecek ölümcül sitokin fırtınası tablosuna çözüm bulunmuş olacak.

“Bir anda bütün dünyam karardı,
Bu sesle sokaklar yankılandı,
Domates, biber, patlıcan” derken meğerse çoktan domates, biber, patlıcanın sesleri “Bir takım hastalıklardan seni koruyacağız, daha çok üreyeceksin” denip gen teknolojisi ile kısılmış. O yüzden tatları kaçtı, eski keyifleri yok.

Bu susturma RNA enterferans aracılığı ile yapılıyor. RNA lar DNA ların genlerden aldıkları şifre ile RNA ları kullanıp kalıp misali içine döker ürünü, ürün şekillensin diye. Dışarıdan bu yalancı kalıbı hücreye soktuğunda o gerçek RNA kalıbının yerini alıyor. Virüs de aslında bir RNA . Bitkilerde programlanmış bu virüsü tohuma katınca bir takım hastalıklardan korunuyor tohum, ya da üreme, daha hızlı yapılabiliyor.

Bu yazı Dr. Uçar ÇALLİ tarafından kaleme alınmıştır. Yazarımızın diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

İskambil falı bakarken içinizden “Neyse halim o çıksın falim” demek suretiyle kağıdı keserseniz. Fal olayını abarttırsanız, bunca zorlamaya dayanamayarak beyniniz nihayet sulanır, ne yazık ki sizi kurtarmak için yapılacak hiç birşey kalmamış demektir. Bitkiler de “Neyse halim, o çıksın falim” demek zorunda olduğu için sakız paketi içinden çıkan falı gerçek algılıyor, programlanmış RNA enterferanslar ile.

Gen susturulduğunda, susturulmuş gene SG diyelim kısaca;

• SG içeren bir ürünün poleni SG içermeyen bir bitkiye taşınabilir, böylelikle geleneksel olarak yetişen ürün bu yeni geni alabilir.

• Kimyasal ilaçlara dayanıklı bir SG nin poleni melezleme suretiyle bir yabancı ot tohumuna geçebilir ve bu SG ni alan bitki de kimyasal ilaçlara dayanıklılık geliştirebilir.

• Kimyasal ilaçlara dayanıklı SG ile genetiği değiştirilmiş ürünler bir sonraki yıl da çıkabilir. Ve kültürel olarak kontrol edilmeleri zor olabilir.

• Böcekler (örneğin böcek ilaçlarına dayanıklı) SG ile genetiği değiştirilmiş bir organizmadaki genlere karşı bağışıklık kazanabilirler. (örneğin Bit içeren pamuk)

• SG ile genetiği değiştirilmiş bitkiler toprak içinde bulunan doğal canlı yaşama zarar verebilir, böylece besin döngüsünü sona erdirebilir.

•SG ‘li ürünler yeteri kadar besleyici olmayabilir ve hazmı zor olabilir.

•SG ile genetiği değiştirilmiş organizmaların toksik, alerjik, teratojenik (anne karnında maruz kalan bebekte görülen yapısal anomaliler) zararları olabilir.

• SG aktarımı yoluyla şimdiye dek yeryüzünde ilk kez meydana gelen yüzlerce yaratık meydana getirmişlerdir. Dolayısıyla istenmeden de olsa, insan türünü yok edecek bir mikroorganizma ya da bir türün yaratılmasına yol açılabilir.

• Önceleri biyoteknolojinin özellikle tarım ürünleri konusunda büyük gelişmeler sağlayarak dünyada açlığın giderilmesinde devrim yaratacağı müjdesi veriliyordu. Fakat günümüzde genetik mühendisliği, özellikle biyoteknoloji, üniversitelerden özel şirketlere geçmiş ve bunlar büyük maddi kazanç getirecek başka çalışmalara yönelmiş durumda bulunmaktadırlar.

• Yeni yapılan araştırmalar SG ile beslenen hayvanlarda organ problemleri ortaya çıktığını ortaya koymuştur. SG ile mısır ve soya fasülyesi ile 90 gün süreyle beslenen farelerde karaciğer ve böbrek zehirlenmeleri ortaya çıkmıştır.

• 1987’de A.B.D. Patent Bürosu’nun genetik yapıları değiştirilmiş hayvanların da patent altına alınabileceğini açıklamasıyla, hayvanlar alemi çokuluslu şirketler ile eczacılık ve biyoteknoloji şirketlerinin eline bırakılmıştır. Günümüzde biyoteknoloji alanında binlerce şirket bulunmaktadır.

Corona ile bitkiler, hayvanlar tamamdı. Sıra insanlara mı geldi?

Print Friendly, PDF & Email
Sending
User Review
0 (0 votes)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Bu site içeriği buraya özgündür. Kopyalanmasını istemiyorum. Emeğime saygı için bu sayfanın linkini paylaşabilirsiniz. Bana fatih@ergometri.com adresinden ulaşabilirsiniz.