SEZGİ

Corona sezgiyi öldürür mü?

Sezgi dolaysız bilgi kaynağıdır. Vasıtasız anlamayı sağlar. Herhangi bir hastalığın tedavisi için araştırma yaparız. Sonucuna ulaşamayız. Fakat öyle bir an gelir ki birdenbire hastalığın tedavisini buluruz. Bu keşfedici sezgidir. Penisilin, mikroskopta stafilokokları incelerken havada uçan bir küfün lama konması sonrası Alexander Fleming’in onu uzaklaştırmayıp gözlemlemesi sonucu bulunmuştur. İçinden bir ses bunu yapmasını istemiştir. Bu penisilinin bir türevi bugün bile coronanın destek tedavisinde kullanılıyor.

Bu yazı Dr. Uçar ÇALLİ tarafından kaleme alınmıştır. Yazarımızın diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

İnsanların eskiden sezgileri daha güçlüydü. Hergün azalarak geldi günümüze kadar. İnsanların rüyaları birebir olmasada çıkardı. Yeni tanıştığı bir insanı gözü tutmayabilirdi. İkna kabiliyetleri iyiydi. Bakışları ile herşeyi anlatabilir ya da hissettirebilirlerdi. Kötü bir şey olacak deyip herşeyden vazgeçebilirlerdi. Birinin yalan söyleyip söylemediğini en ufak hareketlerinden anlarlardı. Biriyle yıldızı barışmazsa iki dünya bir araya gelse arkadaş olmazlardı. Güvenecekleri kişileri iyi seçerlerdi. Birini çok sevince sezgilerinden vazgeçerlerdi. Birilerinin kendilerinden hoşlandığını o kişiler belli etmese de anlarlardı. Erken müdahale ile hayat kurtarırlar, kimseye bilmeden ümit vermezlerdi. Bazen akıllarına gelen, beş saniyede başlarına da gelirdi. En büyük sorumluluğu alıp taşın altına ellerini koymaktan kaçınmazlardı. Doğa ile daha içiçe yaşar, ondan aldıkları enerjiyi iyilik enerjisi olarak yansıtırlardı.

Bilinçdışının zekası aslında insanlarda hergün azalan sezginin modern adıdır.

Bilimin kendisinin bile sezgilere ihtiyacı vardır. Bütün başarılı araştırmacı bilim insanları, bir noktaya kadar sezgileriyle hareket ederler. Çünkü bazen, belli verilere sahip olmak işe yaramaz ve bir hamle yapmak gerekir. İşte o zaman sezgi devreye girer.

Sezgilerin Gücü

Sezgilerin Gücü, tıpkı bizim gibi kısmen bilgisiz, zamanları sınırlı, gelecekleri belirsiz insanları  içgörülerini dinlemeye davet eden bir kitap. Aklın, bilinçdışına ve göz kararı kurallara dayanarak kendini nasıl uyarladığını anlatan Gigerenzer, gerçek dünyadaki yasaların, mantıksal ve idealize edilmiş dünyanın yasalarından şaşırtıcı derecede farklı olduğuna işaret ediyor. Gerçek hikâyeleri ve psikolojik kavramları bir araya getiren Sezgilerin Gücü, kararlarımızı iyileştirecek olan sezginin ne olduğunu gözler önüne seriyor.

Zihinlerdeki çatışmayı çözecek mantıksal bir formül arayışındakiler, gerekçeler hakkında uzun uzun düşünmenin onları daha az mutlu edecek kararlara yol açabileceğini bilmeliler. Tıpkı bir bisikletin nasıl sürüldüğünü ya da doğal bir gülümsemenin nasıl olduğunu düşünmenin, kendiliğinden bir sürüş ya da gülümseyişten daha iyi olamayacağı gibi. Zihinlerimizin bilinçdışı bölümü, kendi gerekçelerini bilerek, bizsiz (bilinçli ben olmadan) ya da en başından beri zaten bir karar almış olduğundan habersiz karar verebilir.

Belirsizliklerle dolu teknoloji dünyasında güven, modern topluluk içgüdüsünün can damarı. Güven olmadan insanlar arasında işbirlikler olamayacağı gibi ticaret de olamıyor ve mutlu çiftlerin sayısı hızla azalıyor. Niçin? Benjamin Franklin’in bir keresinde söylediği gibi: “Bu dünyada ölüm ve vergiler dışında hiçbir şeyin kesinliği yok” Büyük toplumlardaki sosyal belirsizlik, ancak güven duyarak giderilebilecek bir problemdir.
Ve sezgi, çoğu zaman güvenilir bir rehberdir.

İçgörü

İçgörüyü hayatlarımızdan uzaklaştıran “mantık” ise, elbette aklın edinebildiği pek çok yararlı araçtan sadece biriydi. Uzun süre bedensiz bir idealin sistemi olan mantık, bilgisayar devriminin ardından, insan yaratıcılığıyla rekabet edebilecek bilgisayar programlarının umutla beklendiği zamanlara hâlâ selam duruyor mu bilinmez ama bugün artık hiç kimse Bach’la aşık atabilecek bir programımız olabileceğini öngörmüyor.

Günümüzde, salt mantıksal açıdan muhakeme hatası gibi görünen bir şeyin, çoğu zaman son derece zeki bir sosyal hüküm olduğu gerçeği yavaş yavaş kendine zihinlerde yer açıyor. Mantık yasalarının kılavuzluk ettiği akıl, genetik, kültürel ve bireysel olarak yaratılmış ve aktarılmış göz kararı kuralları içeren bir uyarlanma alet çantası olarak yeniden konumlanıyor.

Ne var ki insanın, geleceği tahmin ederken mümkün olduğunca çok enformasyon kullanması ve bu enformasyonu en gelişkin bilgisayarlarla desteklemesi gerektiği hâlâ yaygın bir inanış.

Corona, sezgi yani bilinç dışı zekayı öldürmez. Olmayan kalmayan bir şeyin nesini öldürebilir ki? Sadece bilinç dışı zekası kaybolmuş toplumlarda daha hızlı yayılır. Sezgisiz bilim olmaz. Bu yüzden tam etkili ilaç ve aşı bulunması gecikir ya da nanorobotlar devreye girer niyete göre. Toplum ne kadar bilinçsiz diyoruz sosyal mesafeleri korumazken. Çok bilinçli insanların da korumadığını gördük. Demek ki bu bilinç sorunu degil. Sorun sezginin kaybolması yani bilinçdışı zeka.

Uçar ÇALLİ – 02.05.2020

0 Comments on “SEZGİ”

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.